Kara kutu aslında ne ?
Herhangi bir uçak düştüğünde sorulan ilk şeylerden biri, kazaya neden olan şeydir. Neyse ki sık sık olmaz. Ancak nadiren bir uçak kazası durumunda tüm gözler hayati uçuş verilerini kaydeden yıkılmaz bir birim olan "kara kutuya" döner. Peki ama tam anlamıyla kara kutu aslında nedir?
Kara kutu, babası dokuz yaşındayken 1934' de Bass Boğazında uçak kazasında ölen Avustralyalı David Warren tarafından icat edildi.
1950'lerin başında Dr Warren, analistlerin kazaya neden olan olayları bir araya getirmelerine yardımcı olmak için uçuş verilerini ve kokpit konuşmalarını kaydedebilen bir birim için bir fikre sahipti. Ve 1956'da "ARL Flight Memory Unit" adlı bir prototip uçuş kaydedici üretti. Buluşu beş yıl sonrasına kadar pek ilgi görmedi ve birimler sonunda
İngiltere ve ABD'de üretildi. Ancak Avustralya teknolojiyi zorunlu kılan
ilk ülke oldu.1958' den sonra ise Sivil Havacılık Kurulu tarafından kullanılması zorunlu hale getirildi.
İngilizcesi "Black box" olan kelimeyi kara kutu olarak çevirsek de aslında kara kutu siyah değil turuncu renktedir.
Burada akıllara iki soru gelebilir: birincisi neden insanlar turuncu olan bir nesneye siyah(kara) dediler ve ikincisi de kara kutular neden turuncu üretilirler.
İlk sorunun cevabı kesin olarak bilinmemekle beraber David
Warren'ın cihazını inceleyen bir gazetecinin taktığı "harika
kara kutu" tanımından, orjinallerinin siyaha boyandığından yada kaza sonrası yangınlarda meydana gelen
kömürleşmeye kadar çeşitli teoriler var. Turuncu üretilmesinin sebebi ise temel
olarak doğada kolayca ayırt edilebilmelerini sağlamaktır. Ve bu turuncu
bildiğimiz turuncu değil, nesneleri çevrelerinden ayırt etmek için havacılık ve
mühendislikte kullanılan uluslararası turuncu olarak bilinen turuncunun bir
tonudur.
Kara kutu terimi akıllarımıza tek bir birimden oluştuğu izlenimini verse de aslında kara kutu, esas olarak iki birimden oluşan bir uçuş kaydedicidir: Uçuş Veri Kaydedici (FDR) ve Kokpit Ses Kaydedici (CVR). Herhangi bir ticari uçuşta veya şirket jetinde zorunludurlar ve genellikle bir kazadan hayatta kalma olasılıklarının daha yüksek olduğu uçağın kuyruğunda tutulurlar.
Uçuş Veri Kaydedicisi uçağın son 25 saatindeki konum, yükseklik hız gibi farklı alanlardaki uçuş bilgilerini içerir. İlk sürümlerde verileri kodlamak için tel dizesi kullanıldı ama günümüzde katı hal bellek kartları kullanılıyor. Büyük uçaklardaki katı hal kayıt cihazları 700'den fazla parametreyi izleyebilir.
Kokpit Ses Kaydedicisi ise kokpitteki son 2 saatlik ses kaydını içermektedir. CVR' ler, mürettebatın birbirleriyle etkileşimlerini ve hava trafik kontrolünü ve aynı zamanda araştırmacılara hayati ipuçları verebilecek arka plan gürültüsünü de kayıt ederler. Daha önceki manyetik bant versiyonları ise sadece 30 dakikalık kokpit konuşmaları ve gürültü kayıt edebiliyordu.
Bir Uçuş Veri Kaydedicisinin iç yapısı yukarıda hafıza birimini saran üç güçlü yapıyla birlikte gösterilmektedir. Ayrıca basınç ve çarpmaya karşı özel testlerden geçen kutular 1100 derece ısıda bir saat, tuzlu suda 30 gün dayanacak şekilde üretilirler.
Yazımızı sonlandırırken uçağın deniz yada okyanusa düşmesi durumunda kara kutuların ne yapacağını ele alalım.
Uçağın deniz yada okyanusa düşmesi durumunda kara kutuların sinyal sistemi devreye girer ve kutuların bulunması için 90 gün boyunca ve 6100 metre derinliğe kadar sinyal verir. Gün boyunca saniyede bir kez "ping" yapabilmektedirler. Pinger bulucu (yukarıda resmedilmiştir) yardımıyla suyun altında tespit edilebilmektedirler. Konum belirleyici, dünyanın herhangi bir yerinde maksimum 6100 metre derinlikte, düşen donanma veya ticari hava taşıtlarında ki pingerları bulmak için kullanılabilmektedir.
Malezya Havayolları uçağı Amsterdam'dan Kuala Lumpur'a giderken Ukrayna'nın doğusunda 17 Temmuz' da düştü.Malezya Havayolları uçağının kara kutuları kazanın nedeninin roket şarapneli olduğunu gösteriyor.
R.I.P. Kobe Bryant
Yazıda kullanılan kaynaklar
Yorumlar
Yorum Gönder